Medusa Efsanesi

Efsaneler No Comments »

Kainatın, Tanrılar tarafından bölüşüldüğü çağlarda, Medusa adında güzelliğiyle herkesi kıskandıran, aynı zamanda bütün tanrıları kendisine aşık eden bir kız yaşarmış. Medusa o kadar güzel bir kızmış ki yeryüzünde güzelliğiyle ona rakip olabilecek başka bir kadın bulmak mümkün değilmiş. Bu yüzden derlermiş ki, yeryüzünde bütün kadınlar bu güzelliği yüzünden Medusa’yı kıskanırmış. İşte bu güzel Medusa kendisine Tanrılara adamış ve iki kız kardeşi ile birlikte baş Tanrı Zeus’un en sevdiği kızı zeka Tanrıçası Athena’ya ait bir tapınakta yaşarmış. Phorkus ve Keto’nun kızları olan bu üç kız kardeşten Medusa’nın haricinde diğer ikisi ölümsüzmüş. Kendi tapınağında yaşayan bu güzel kızı gören Athena da kızın güzelliğinden etkilenmiş ama kendisini daha güzel ve çok daha zeki bulduğu için de pek fazla önemsememiş. Athena, Baştanrı Zeus’un kardeşi olan denizlerin efendisi büyük Poseidon ile birlikteymiş. Güçlü ve ölümsüz, büyük Tanrı Poseidon da karısı Athena’nın tapınağında yaşayan bu güzeller güzeli kızın farkındaymış ama Tanrılar katında bir ölümlüye aşık olduğu için küçümsenmekten korktuğu için de gizliyormuş ona olan ilgisini. Bir gün Athena her şeyi bilen baş Tanrı Zeus’un izniyle öğrenmiş Poseidon’un,Medusa’ya karşı ilgisini. Poseidon bunu şiddetle reddetmiş ve Tanrıça Athena’ya da yeryüzü ve gökyüzünde ondan daha güzel ve alımlı hiçbir canlının olmadığı üzerine yeminler etmiş. Athena da Poseidon’un bu söylediklerine inanarak olayı çok fazla büyütmemiş.Poseidon Athena’ya öyle demiş demesine ancak yine de bir türlü çıkaramıyormuş aklından dünyalar güzeli Medusa’yı.

Read the rest of this entry »

Çeşme’nin Gizli Sırrı

Efsaneler No Comments »

5 Temmuz 1770 Çeşme Deniz Savaşı

1995, 1996 ve 1997 yıllarında Yevstafiy kalıntıları üzerinde yapılan ve halen devam eden sualtı kurtarma kazısının düşündürdükleri.

1770 yazı Sakız ve Çeşme’deki Türkler için olduğu kadar Rum teba için de bir telaş mevsimi oluşmuştu. Pek çok Rus askerinin kalabalık filolarla Ege kıyılarına ve adalarına çıktıkları söylentisi Rus taraftarı provokatörlerin de abartısıyla giderek halk arasında endişe ve huzursuzluk yaratmaktaydı. Osmanlı ahalisi Rus tehdidinin olsa olsa Karadeniz yönünden gelebileceğini bunu da Azak kaleleri, sonra İstanbul ve Çanakkale boğazında engelleyebileceğini düşündüğü için Rusların birdenbire ortaya çıkmalarına inanmakta zorluk çekmişti. Ancak giderek daha sıklaşan haberler Mora yarımadasında savaşların sürdüğünden bahsetmekteydi. Peki ama Ruslar Karadeniz’den ve Boğazlardan görünmeden nasıl Ege’ye gelmişlerdi? Buna imkan yoktu…

Read the rest of this entry »