Turizm sektöründe en ince noktalara kadar inceliyor ve sitemizde yayınlıyoruz. En uygun oteller, tatil mekanları, erken rezervasyon fırsatları ve tatil çeşitleri hakkında yüzlerce makaleye ücretsiz ulaşabileceksiniz. ![]()
Yaz Tatili (Tatilde nedemiş?)
Tatile çıkmadan önce araştırmalarınızı detaylaştırabilir ve bizim araştırmalarımıza da göz atabilirsiniz. Tatilde.org her hangi bir ticari mantık güdmeden tatilcilere yardımcı olmak için açılmıştır.
Güncel tatil panosu! 2010 ( Turizm Yazarı Olun! )
Ege Bölgesi Özellikleri
Bu konu “Ege Bölgesi Özellikleri” için ünlü sözlük WikiPedia’dan yaralanılarak hazırlanmıştır. Bu güzel derleme ve değerli bilgiler için teşekkürler WikiPedia.
Ege Denizi’nin yerinde eskiden Ege karası bulunmaktaydı. Bu kara parçasının çökmesi sonucunda bugünkü adalar ve yarımadalar meydana geldi. Bölge dağları kıyıya dik uzandığı için kıyı girintili-çıkıntılı olan Enine Kıyı Tipidir. Kıyıda birçok körfez, koy, yarımada ve buruna rastlanır. Edremit, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Güllük, Gökova başlıca körfezleridir. Reşadiye, Bozburun, Dilek ve İzmir – Karaburun başlıca yarımadalarıdır. Ege kıyıları girintili-çıkıntılı olduğu için Ege Bölgesi Türkiye’nin en uzun kıyı şeridine sahip bölgesidir.
Didim Tarihi
Didim Tarihi
Milat’tan önceki yıllarda yaşayan insanlar büyü, fal gibi şeylere çok inanırlardı. Bu inançları onların yaşamlarını yönlendiren en büyük faktördü. Dinsel duyarlılıkları karışık ve değişikti. Kendilerince her yararlı ve güzel şeyin ayrı bir tanrısı olduğu var sayılırdı. Örneğin; Deniz Tanrısı Poseiden, aşk tanrısı Eros, Şarap Tanrısı Baküs “Dionysos”, Işık ve Güneş Tanrısı Apollon gibi. Bu inançtaki insanlar genel olarak Ege Denizi çevresinde yaşıyorlardı. O günkü koşullarda ticaret ve kültürde, sanatta bir hayli gelişmişlerdi.
Çeşme Tarihçesi
İlk çağda CYSSUS adıyla bilinen Çeşme, Anadolu’nun Batı kıyısında MÖ.1000 yıllarında tahmin edilen 12 İyonya kentinden biri olan Erythrai (ERİTRE)’ nin Ildırı İskelesiydi. Bu nedenle Çeşme’ nin tarihi ile bir arada ele alınması gerekir. Bugün arkeolojik ve turistik yönden büyük önem taşıyan ERİTRE, MÖ.7. ve 8. Yüzyıllarda büyük bir iktisadi güce sahip olmuştur. Bu dönemde kent, Doğu Akdeniz ve özellikle Kıbrıs ile ticari ilişkilerde bulunuyor ve (CHIOS) -SAKIZ adası ile birlikte esir ve şarap ticaretini elinde tutuyordu. ERİTRE, önce LYDIA (LİDYA),sonradan perslerin saldırısına uğrayıp büyük ölçüde zarar görmüş,MÖ.14.yüzyılda ise yeniden zengin bir devlet olmuştur. MÖ.2.yüzyılda kent , Bergama krallığına ,daha sonra da Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Romalılar zamanında Çeşme yöresi CYSSUS adını almıştır.Roma imparatorluğu ikiye bölününce Bizans topraklarında kalan ERİTRE,önemini kaybetmiş,özellikle Put’a ve çok Tanrılı dinlere karşı olan inancın güçlendiği dönemde,kentteki antik yapıların çoğu yıkılıp yakılmıştır.
Kuşadası Tarihi
Kuşadası Türkiye’nin tatil ve dinlenme yerleri arasinda en önemlilerinden biri konumumda olup pariltili bir körfezin sahilleri etrafinda kurulmus sevimli bir liman kentidir. Kademe kademe inerek Ege’nin en güzel koyuna hakim olan ilçe, gerek altyapi imkanlari gerekse Kruvaziyer gemilerine verdigi servis agi nedeniyle gelen yolcu sayisi bakimindan Ege’nin en gözde turistik merkezi konumundadir.
Efes, Didim, Priene, Milet gibi antik yerlere olan yakinligindan dolayi ise Ege Sahilinde rakipsiz bir turistik merkez haline gelmistir. Kusadasi’nin bir diger önemli özelligi ise her yastan insanin rahatlikla gezebilecegi kolaylikta bir merkez olmasidir. Efes, Meryem Ana ve diger tarihi mekanlari içeren bir tur yaklasik 5 saat sürer.
Efes Tarihi
Sitemize geldiginiz ve tatil yapacagınız yeri belirleme aşamasındasınız. Kuşadasında kaldıgınız taktirde bir artısıda bu tarz antik kentlere çok yakın olmasıdır. Eger Bodrum’da kalırsanız hem maddi konuda cok zora girersiniz hemde bu tarz antik kentlerden biraz daha uzaklaşırsınız. Kuşadasından 10 KM kadar uzaklıkta olan Efese şehir merkezinden 3,5 YTL ( 2 Euro ) gibi bir fiyatla dolmuşa binerek gidebilirsiniz. Efes’in tarihi özelliklerini aşagıdaki bölümde yazıyor. Zaten Medya dan haşır neşir oldugunuz Efes kuşadasında kaldıgınız otelden bir adım uzakta…
Selçuk Genel Bakış
GEZİYORUM
Hem tarih hazinesi, hem de doğa cenneti Selçuk;
Yolculuğumuz Ege’nin kültür ve sanat merkezlerinden biri olan Selçuk’a. Ülkemize gelen turistlerin büyük bir bölümünün görmeden geçmedikleri, gerçek bir tarih hazinesi Selçuk. Efes Antik Kenti, Efes Müzesi, Saint Jean Kilisesi, Artemis Tapınağı, İsabey Camii, Selçuk Kalesi, Meryem Ana ve Yedi Uyurlar gibi tarihi güzellikler, İzmir’in bu şirin ilçesini dört mevsim ziyaret edilebilecek bir turistik merkez konumuna getiriyor.Selçuk gezimize, Efes Antik Kenti’nden başlıyoruz. Bir zamanlar liman kenti olan, ancak Menderes nehrinin taşıdığı alüvyonlarla denizden
uzaklaşan ve Selçuk-Kuşadası yolunun başında bulunan Efes’e anayoldan bir kilometre içeri girerek ulaşılıyor. Kentin bir başka giriş kapısı ise Meryem Ana’ya çıkan yol üzerinde bulunuyor. Efes Antik Kenti’nde geziye kapalı olan liman caddesi dışında, kentik büyük bir bölümü gezilebiliyor.Kuruluşunda bir Yunan şehri olan Efes, daha sonra Lidya, Pers gibi kavimlerin istilalarına uğrayarak uzun süre Roma kenti olmuş ve dönemini Bizans şehri olarak kapatmış. Bugün görülen eserler arasında Roma dönemine ait olanlar oldukça fazla. Gezginlerin en çok ilgi gösterdikleri eserlerin başında;
|
Efes valilerinden Tiberius Jullus Celcius’un anısına oğlu tarafından anıt mezar olarak yaptırılan Celcius Kütüphanesi geliyor. Günümüzde bir çok konser, gösteri ve sanatsal faaliyetlere sahne olan büyük tiyatro, Yunanlılar döneminde (M.Ö 5. yy) yapılıp, dekorasyonu Roma |
|
|
|
Selçuk’un Eğlence Merkezi
unutturan, adranalin artırıcı, oyunlar, mutluluk ve heyecan verici su ve eğlence merkezi. Belki de bir galakside tahmin edilmez bir rüya ülkesi.! Ücret ödeyip turnikeden girilen bu su dünyası rüya kentte isterseniz tatlı su havuzlarında yüzüp güneşleniyor, isterseniz plaja gidebiliyorsunuz. Oyunların çevresini tercih edenler dik açılı su kay kaylarından uçarak havuzlarla buluşuyor, dalga havuzlarında şişme botlar içine kurulup dört ayrı dalga çeşidi içinde fırtınaya yakalanmışçasına sularla oynuyor, bir inip bir çıkıyorsunuz. Neşe içinde atılan sevinç çığlıklarına tezat, nehir içinde usul usul akan, hatta aktığı belli bile olmayan sakin su kanallarında zahmetsiz botlarına kurulup dolaşanlar, karşıdan karşıya gerilmiş iplere tutunarak, yüzer dubalar üzerinde kalmaya çalışarak geçmeye çalışanlar, kadırga içinde yol arayanlar bulunuyor. Bir başka
|
Bodrum Tarihçesi
Halikarnassos‘ta (Bodrum‘un eski adı) M.Ö. 484 yılında doğan ve “Tarihin Babası” olarak bilinen HEREDOT‘a göre Bodrum Dor‘lar tarafından kurulmuştur. Daha sonra Karya ve Leleg‘ler bu bölgeye yerleşmişlerdir. M.Ö.650 yılında Megeralılar gelerek şehri genişletmişler adını da Halikarnassos olarak değiştirmişlerdir. Bodrum M.Ö. 386 yılında Persler‘in egemenliğine girmiştir.
Halikarnassos en parlak devrini M.Ö. 353 yılında Karya bölgesinin başkenti olunca yaşamıştır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleum bu dönemde Kral Mausolos‘un anısına kızkardeşi ve aynı zamanda karısı olan Artemisia tarafından yaptırılmıştır.
Bodrum M.Ö. 192 Romalıların eline geçmiş ancak bu dönemde önemli bir gelişme göstermemiştir. M.S. 395 yılında Bizaslıların, M.S. XI yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. I. Haçlı savaşlarında Bizanslıların, XIV. yüzyılda tekrar Türklerin eline geçmiştir. 1415 yılında Rodos Şövalyelerinin eline geçmiştir. 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde tekrar Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra adı Bodrum olarak değiştirilmiştir.
Bodrum Kalesi
Bodrum Kalesi iki liman arasında, üç tarafı denizlerle çevrili kayalık bir yarımada üzerine kurulmuştur. Kuzey yönünden karaya bağlıdır. Kale kareye yakın bir plan göstermektedir. 180 x 185 metre ölçülerindedir. En yüksek yeri deniz seviyesinden 47,50 metre yükseklikteki Fransız kulesidir. Bu kuleden başka İngiliz, İtalyan, Alman kuleleri ile Yılanlı kule olmak üzere dört kule daha vardır. Kalenin doğu duvarı dışında kalan bölümleri, çift beden duvarı ile takviye edilmiştir. Şövalyeler denizde güçlü bir donanmaları olduğu için, denizden yapılacak bir hücumu savuşturacaklarına inandıklarından, deniz surlarını zayıf bırakmışlar, kara tarafındaki surları kuvvetlendirmişlerdir.
İç kaleye, yedi kapı geçilerek ulaşılır. Kalenin I. kapısı kuzeybatı köşesindedir. Kapıya karakol yanından bir rampa yol ile ulaşılır. Rampa başlangıcında kapı meyilin arkasında kalmaktadır. Böylece kapı direk top atışlarından korunmuş olmaktadır. Mermer kapı lentosu üzerinde Yunanca bir yazıt bulunmaktadır. 1512-1513 yıllarında kalede komutanlık yapan Jacques Gatineau, kalede casusluk edeceklerin cezalandırılacağını ihtar etmektedir. Bu da şövalyelerin çevrede yaşayanlara güvenmediğini göstermektedir.
Kapıdan içeri girildiğinde kuzey hendeği diye adlandırdığımız bölüme ulaşılır. Kapının iç tarafında üçlü bir arma grubu yer almaktadır.
Bodrum kalesinin duvarlarında 249 arma vardır. Ayrıca 16 arma da müze bahçesinde sergilenmektedir. Bu armalar genellikle birbirlerine benzemektedir. Asılları boyalı olan bu armaların boyaları silindiği için bir kısmının kime ait olduğu bilinememektedir. Armaların üzerlerinde haçlar, düz veya yatay bantlar, ejder ve aslan figürleri bulunmaktadır. Kale burçlarında bulunan armaların bazılarında boya izleri hala görülmektedir. Fransız kulesinin kuzeydoğu üst köşesindeki bayrak üzerinde, doğu duvarı, seyirdim yolunun Fransız kulesine bakan tarafında, Sen Katerin kabartmasında renk izlerine rastlanmaktadır.
Kalenin I. kapısının iç tarafında bulunan, üçlü arma grubunun ortasındaki arma, kale komutanı Jacques Gatineau´ya aittir. Armaların altındaki Latince yazıda “İnanç, Katolik kilisesi adına burada Gatineau tarafından korunacaktır.” denmektedir. Bu arma grubunun solunda, kapı lentosunun üzerindeki aslan Hellenistik Çağa aittir.
Aslı bir arma köprüsü olan tahta köprüden, eğimli taş yola ulaşılır. Hendeğin içi liman yapılmadan önce kısmen deniz suyu ile dolmaktaydı. Sağdaki moloz duvar, kale hapishane olarak kullanıldığı zaman ilave edilmiştir. Kalın duvarlı, çatısı eğimli, büyük yapı top koruganıdır. Hendeğin batıdan gelecek hücumlara karşı korunması için, üzerindeki armalardan anlaşıldığına göre 1513´te yapılmıştır. Top mazgalları, hendek ve liman yönünde görülmektedir. Limana girecek teknelerin su kesimine ateş edebilmek amacıyla deniz seviyesine yakındır.
Günümüzde kuzey hendeği Bodrum Festivali´nin yapıldığı, tiyatro oyunlarının oynandığı bir alan olarak değerlendirilmektedir. Oturma kademelerinin gerisinde, hendeğin arkasında görülen mezar Roma Devrine aittir.
II. kapı üzerinde en tepede taçlı bir kartalın bulunduğu üçlü bir arma grubu yer almaktadır. Üçlü arma grubunun solunda tek bir arma yer almaktadır. Bu kapının solunda iptal edilmiş bir kapı bulunmaktadır. Üzerinde iki arma bulunmaktadır. II. kapı geçildikten sonra küçük bir avluya varılır. Avlunun denize bakan yönünde içi dolgu olan liman kulesi bulunmaktadır. Top koruganının girişi de buradadır. Kapı lentosu üzerinde imparator Hadrianus´la ilgili Yunanca bir yazıt vardır. Top koruganı halen sanat galerisi olarak kullanılmaktadır.
III. kapı çok iyi korunmuş bir kapıdır. Duvar içerisinde aşağıdan yukarıya doğru hareketli demir levha için kapı boşluğu ve yağ delikleri vardır. III. kapı üzerinde bize göre solda iki arma bulunmaktadır. Tarikatın arması, sağda üstad-ı azam Guy de Blanchfort´un (1512-1513) arması vardır. Alttaki haçlı armanın hangi şövalyeye ait olduğu bilinmemektedir.
Bu kapıdan geçilince batı hendeğine ulaşılır. Sağda görülen beden duvarındaki yeşil taşların tümü Mausoleion´dan getirilmiştir. IV. kapının karşısındaki liman kulesi nişi içinde bir Romalı komutan heykeli bulunmaktadır. Bu tür heykel gövdelerine çokça rastlanmaktaydı. Bunların başları da ayrı yapıldığından yeni komutan geldiğinde, eski komutanın başı alınarak gövdeye yeni komutanın başı konuyordu.
IV. kapı merdivenli bir tonoza açılır. Kapı üzerinde dört arma bulunmaktadır. IV. kapıdan yukarı çıkmak yerine, batı hendeği içindeki iki taraflı ağaçlıklı yolda ilerlendiğinde, antik Halikarnassos ve çevresinden toplanmış sunaklar, lahitler ve çeşitli eserler izlenir. Solda su deposundan başlayan taş duvar XIV. yüzyıl ortalarında yapılmış Türk Kalesi´ne aittir. Şövalyeler sonradan Mausoleion´un taşlarıyla burada izlenebileceği gibi, duvarları yükseltmişler ve kaleyi büyültmüşlerdir. Şövalyeler hendekleri ulaşım yolu olarak kullanmamışlar, asma köprülerle iç kaleye ulaşmışlardır. Hendeğin kapatıldığı güney duvarı üzerinde Mausoleion´un yeşil taşlarından yapılmış asma köprü ayağı görülebilir. Ayağın iki yanındaki duvar, kale hapishane olarak kullanıldığında yapılmıştır. Hendeğin sonundaki taş merdiven de sonradan ilave edilmiştir.
Merdivenin sağında duvar üzerinde görülen kabartmada Saint George´un ejderhayı öldürmesi gösterilmektedir. Bu kabartmanın orijinal yeri burası değildir. İç kaleden, İtalyan kulesinin kuzey duvarından getirilmiştir. Saint George figürünün altında üç arma görülmektedir. Merdiveni çıkınca karşımıza gelen kapı üzerinde, ortada Piere d´Aubusson´un tarikat haçı ile birleşik arması bulunmaktadır. 1476-1503 yılları arasında Rodos´ta üstad-ı azam olarak görev yapmıştır. Bir çok kere de Bodrum Kalesi´ni ziyaret etmiştir. Kendisine sığınan Cem Sultan´ı tutsak ettiği için papa tarafından kardinal başlığı rütbesiyle ödüllendirilmiştir. Arma üzerinde püsküllü kardinal başlığı görülmektedir. Arma sarı zemin üzerine çatallı kırmızı haçtır. Bundan başka iki arma daha vardır.
Kapıyı geçince sağda görülen küçük kule, asma köprünün kontrol kulesidir. Bu kulenin batıdaki dış duvarı yüzünde II. Mahmut´un tuğrası vardır. Üzerinde hicri 1235 tarihi okunmaktadır. Bu tuğra, sol alttaki Malta haçından da anlaşılacağı gibi bir şövalye armasının üzerine yazılmıştır.
İç kaleye girmek için geriye dönülüp, dar yol takip edilmelidir. Solda kale duvarının üzerinde, yüksekçe bir yerde bir arma grubu vardır. Bu arma ile ilgili bir fotoğraf sonradan kapatılmış mazgal deliklerinden birinde sergilenmektedir.
VI. kapının üzerindeki Latince yazıtta “Efendimiz uyurken bizi koru, uyanıkken kurtar. Senin koruman olmadıkça bizi kimse koruyamaz.” denmektedir. Yazıtın altında üçlü bir arma grubu bulunmaktadır. Bu kapıdan geçilince kalenin güney bölümüne ulaşılır. Burada çevre duvarı iki tanedir. VII. Kapının karşısında su yalağı olarak kullanılmış iki lahit bulunmaktadır. VII. kapı üzerinde üçlü bir arma grubu vardır.
Kesik tonozlu bir koridorla iç kaleye girilir. Bu koridorun altında bir sarnıç bulunmaktadır. İç kale girişi üzerinde de bir önceki arma grubu işlenmiştir. İç kalede ve şapelin altında ondört sarnıç vardır. Kale muhasara edildiği zaman, gerekli su bu sarnıçlardan sağlanabilmiştir. Bu sarnıçlardan bazıları halen kullanılmaktadır.
İç avluda antik dünyanın ve yörenin tüm ağaç ve çiçeklerini görmek mümkündür. Bunlardan biri defnedir. (Grekçe´si daphne, Latincesi laurus). Anadolu´da zakkum diye bilinen bu ağaç çiçekleri ve yaz kış dökülmeyen yaprakları ile kaleyi süslemektedir. Kralların ve soyluların gölgesini sağlıklı buldukları çınar ağacı kalenin orta avlusundadır. Antik dünyada çok önemli yeri olan zeytin ağacı ile pek çok törende kullanılan mersin de yetiştirilmektedir. Mersin Afrodit´in kutsal ağacı idi. Kuşlardan güvercin, çiçeklerden de gül Afrodit´e adanmıştı. Güvercinlerin selamlamalarıyla karşılaşmak ve gül kokularını duymak belki de kaleyi gezenlere Afrodit´i anımsatacaktır. Adam otu tükenmekte olan bir bitkidir. Bu yüzden kalede itina ile yetiştirilmektedir. Bu otun tıpta anestezide kullanıldığı bilinmektedir. Yaz boyunca en güzel moru açan ipek karanfilleri, her türlü rengi olan gülfatmaları (sardunya), çeşitli kaktüsleri, begonvilleri ve Kıbrıs akasyasından, çam, gölge ağacı, nar ve duta kadar Akdeniz iklimine uygun her türlü çiçek ve ağacı kalede görmek mümkündür.
Mausoleum
Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Mausoleum‘un yapımına Karya Satrabı Mavsolos zamanında (tahmini M.Ö.355) başlanmış ölümünden sonra kızkardeşi, aynı zamanda karısı olan Artemissia yapımına devam etmiştir.
Bu eser İon düzeninde 36 sütünun süslediği orijinali 46 metre yüksekliğinde olan ve tepesinde bir zafer arabası bulunan 21 basamaklı bir piramidin taçlandırdığı dev bir anıt mezardır.
M.S. 13 yüzyıla kadar korunan antik mezar önce bir depremle yıkılmış daha sonrada taşları Bodrum Kalesinin yapımında kullanılmıştır. Ayrıca bu mezara ait birçok kabartma ve heykeller 1856 yılında İngiliz Arkeolog C. Newton tarafından British Museum‘a götürülmüştür. Bu yüzden bu anıta ait eserlerin çoğu British Museum‘da, ancak çok az bir kısmı Bodrum‘da sergilenmektedir.
Antik Tiyatro
Helen döneminden günümüze gelen önemli kalıntılardan biridir. Kapasitesi 13.000 kişiliktir. 3 ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar Sahne, Orkestra ve Oturma yeridir. Bina uzun dikdörtgen bir yapıdır. Her iki uçta oyuncuların gireceği birer kapı bulunmaktadır. Bunlardan başka 3 ana giriş kapısı bulunmaktadır.1973 yılında yapılan kazılardan sonra açık hava müzesi olarak düzenlenmiştir.
Ay giriyor sahneye ve günümüze ulaşan anıtsal Antik Tiyatro, Göktepe´ nin güney yamacında ışıldıyor.. Antik geleneğe uygun, yamaca sırtını dayamış bu yapı, sahne (skene), orkestra çukuru ve oturma yerleri (kavea ya da theatreon) ile Mavsolos döneminde onarılıyor ve aynı zamanda, Anadolu´ nun en eski tiyatrolarından biri sayılıyor.
Yumuşak ana kaya oyularak yamaca yaslanan oturma yerleri, ortadan geçen ´diazoma´ ile ´alt maenia´ ve ´üst maenia´ diye iki bölüme ayrılıyor. Gezip göreceğiniz Antik Tiyatro´ da günümüze oldukça sağlam biçimde oluşan ve 12 radyal merdivenle 11 parçaya ayrılan alt bölümü gezecek, oturma yerlerinin bazılarının üzerine yazılan adları -ola ki o çağda- tiyatroya yardım veren ya da kombine bilet alan kişilerin adlarını – okuyabileceksiniz!
Mindos Kapısı
Halikarnassos‘un iki giriş kapısından biri olan Mindos Kapısı Bodrum‘un Batı tarafındadır.Günümüze kadar sadece duvar kalıntıları kalmıştır. Turkcell‘in sponsorluğunda kazı ve restorasyon çalışmaları devam etmektedir.
Büyük İskender şehri kuşatmaya M.Ö.333 yılında bu kapıdan girmiştir. Çok zorlu bir direnişten sonra şehri fethetmiş ve Mausoleum hariç tüm şehri tahrip etmiştir.
Dipnot : Sitemizin amacı bir kurumu inciltmek degil iyi bir tatil geçirmek isteyenlere acizane yardımcı olabilmektir. Sitemiz pek fazla ticari mantık güdmez o acıdan size maksat para olsun torba dolsun muhabbetleri yapmaz. İçten ve özden ne geliyorsa odur yazılanlar. Yazar kadromuzda aynı şekilde düşüncesel olarak birbirlerine yakın kişilerdir. Şeklin bu olmasından tatilde.org gurur duyar ve bu özelligini kaybetmemek için savaşır.
| Tatilde.org Hızlı Erişim Bağlantıları ve Sizler İçin Seçtiğimiz Tavsiye Makalelerimiz | |||
| Türkiye Tatil Otelleri | Fotoğraf Albümüz | Seyahat Acenteleri | Otobüs İşletmeleri |

döneminde tamamlanmış. Tiyatro mükemmel akustik ses düzenine sahip ve 24 bin kişi kapasiteli. Hadrianus Tapınağı, Trajen Çeşmesi, Sütunlu Cadde, Yamaç Evler, Domition Tapınağı, Anıtsal Çeşme, Memmius Anıtı, 1400 kişilik Odeon (küçük tiyatro) ve Varius Hamamı ise görülmesi gereken diğer kalıntılar.Turistlerin büyük ilgi gösterdiği ve fotoğraflarını çekmeye doyamadıkları Efes’in Selçuk kapısı, son yıllarda sayıları ile dükkanlardan oluşan bir çarşı görünümünde. İlgi gören gezi yerlerinden biri de, Saint Jean Kilisesi. Kilise kalıntıları, sütunlar, kemerli kapılar, taban mozaiklerinin çokça görüldüğü ören yerinin eteğinde, leyleklerin yuva yaptığı Artemis Tapınağı ise bir başka gezi alanı.Selçuk’a gelirken yol üzerinde dikkati çeken bir kale daha var: Stratejik öneme sahip Keçi Kalesi. Kalenin dilden dile dolaşan bir de öyküsü var…
Belevi Harabeleri, Türkite genelinde çalışmış 6 ülkenin lokomotiflerinin sergilendiği, Buharlı Tren Müzesi gibi gezilecek daha birçok yer var. Ama Selçuk en çok, her yıl düzenlenen “Deve Güreşleri Festivali” ile anılıyor. Her yıl Ocak ayının ilk Pazar günü yapılan festival için Ege ve Akdeniz’in değişik yörelerinden getirilen develer, özenle süslenerek güreş öncesi Selçuk caddelerinde dolaştırılıyor. O gece hemen hemen her restoranda dansözler oynatılıyor, sokaklarda davul-zurna çalınıyor, halaylar çekilerek sabaha kadar eğleniliyor. Gecenin sonunda bu kez de tarihi Efes Stadı’nın saha kenarında önceden yer kapanlar; eğlenceye mangallarda çöp şiş ve sucuk pişirerek, piknik yaparak devam ediyorlar. Tribünleri dolduran binlerce seyircinin gözleri önünde anonslarla piste çağırılan develer, güreşe başlıyor ve güreş ancak birinin yaralanması veya kaçması halinde son buluyor. Gün batımına kadar süren ve yerli yabancı turistlerin görüntüledikleri bu güreşler, yörede haftalarca sürüyor.Eğer Selçuk geziniz deve güreşi zamanına rastlamıyorsa, çeşitli halı ve kilimlerin satıldığı, sokak, cafe ve restoranlarının sıralandığı renkli çarşıda dolaşabilir, 1860 yılında İngilizler tarafından inşa edilen Selçuk Tren İstasyon’undaki çay bahçesinde çayınızı yudumlayabilir, cumartesi günleri kurulan semt pazarından yöresel yiyecekler alıp alışveriş yapabilirsiniz. Selçuk’un kurutulmuş incirininde yakınlarıza hoş bir armağan olacağını unutmayın.

köşede ise lavabonun su giderini andıran çukurda dönerek kaybolup karanlık tünellerden geçerek havuzdan çıkanlar görülüyor. Dik açılı su kay kaylarını sevmeyenler için havuz ortasındaki kalyon içinde kısa yolculuklar, fıskiyeli şelaleli bölümler, şişme timsahlar animasyonlar tahmin bile edilemeyecek anda mesela kayma sırası beklerken başınızdan aşağı dökülen fıçı dolusu sular gibi sürprizler de yaşanıyor. Tüm eğlenceleri seyrederek sezlonglara uzanmak, soğuk içecekler ile tüm yaşanan çılgınlıkları, yüzlerde okunan mutluluğu seyretmek bile, gün boyunca gülümsemenize sebep oluyor. Yılların deneyimli turizm
işletmecisi Kahraman Arkun yönetiminde ki Aqua Fantasy, uyumlu disiplinli elemanları ile hizmet verirken giriş için kişi başı 25 milyon TL ödeniyor. Sezonluk, fotoğraflı üye kartı çıkaranlar 90 milyon, eşi ile üye olanlar 160 milyon TL karşılığı sınırsız giriş imkanına sahip oluyorlar. Basın sorumlusu Özgür Aşçıoğlu tesis alanı içinde aerobik, tenis, plaj voleybolu, gibi birçok spor yapma imkanı bulunurken kısa süre sonra bunlara golf seçeneği de ekleneceğini belirtiyor. Konuklar kışın hatırlanması çok güzel olacak anılarını görevli elemanlar fotoğraflayarak sahiplerine kısa sürede teslim ediyorlar.













